TRANSCRIPTTurkish

NAZIM'IN HİKMETİ

14m 59s1,734 words24 segmentsTurkish

FULL TRANSCRIPT

0:00

Ben, bir insan. Ben, Türk şairi komünist Nazım Hikmet ben. Tepeden tırnağa iman, tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret ben.

0:15

Nazım Hikmet, güzel günler görmeyi, güneşi içmeyi, güneşe gülmeyi hayal ettiren şairimiz. Sınırsız, sınıfsız bir kardeş sofrasına oturmayı düşleyen, dünyanın acılarını, dertlerini kendi yüreğinde duyan, devrimci şiirler yazan üstadımız. Peki memleketini, ülkesini çok sevmekten, insanlık için hep iyi olanı istemekten başka ne yaptı Nazım Hikmet? Neler yaşadı, neler yaşatıldı ona? Nazım'ın hikmeti neydi? 20 Kasım 1901 yılında Selanik'te doğar Nazım. Dedesinden Mevlevi deyişlerini, ressam annesinden Fransız klasiklerini öğrenmiştir. Parçalanmakta olan bir imparatorluğun çocuğudur. Vatan sevdasının kıvılcımları kalemine çocuk yaştayken düşer. Daha 11 yaşındayken Osmanlı'nın Balkan Savaşları yenilgisi üzerine Feryadı Vatan şiirini yazar.

1:17

Etrafı bürümüştü bir luman, uzaktan geldi bir ses. Ah, aman aman! Sen bu feryadı vatanı dinle, işit. Dinle de vicdanla öl hükmet. Vatanın parçalanmış bağrı, bekliyor senden ümit.

1:31

Nazım 23 yaşındaki dayısını Çanakkale Savaşı'nda kaybeder. Küçük yüreğinde fırtınalar koparır bu kayıp. Şehit dayıma şiirini yazdığında henüz 13 yaşındadır. Aynı yıl kız kardeşi Samiye'nin kedisine de bir şiir yazar Nazım.

1:47

Severken aldatıp birden kaçardı. Okşarken apansız pençe atardı. Onda bir kadının gururu vardı. Sürmülü gözlerinden rüya akardı.

1:57

Denizcilik Nazırı Cemal Paşa, Nazım'ın bir bahriyelinin ağzından şiirinden çok etkilenir. Onun denizci olmasını ister. Nazım, Cemal Paşa'nın mektubuyla Harbiye Mektebi'ne gider. Lise son sınıfta stajyer güverte subaylığı yaptığı buz gibi bir gece nöbetinde Zatürre'ye yakalanır. Deniz subayı olarak görev yapabilecek sağlık durumuna kavuşamaz. Sen askerlik yapamazsın derler Nazım'a. Çürüye ayrılır. Askeriyeden ayrılmak zorunda kalınca Nazım kendini tamamıyla şiire verir. Yıl 1921, yurdumuz işgal altında. Nazım ise 19 yaşında. Beyoğlu'nda küçük sevimli ağa cami tepesine kocaman bir Yunan bayrağı çekilmiş olduğunu görür Nazım. Deliye döner. Devriyelere yakalanmadan çatıya tırmanır, yırtar bayrağı. Ardından da ağa cami şiirini yazar.

2:46

Havsalam almıyordu bu hazin hali önce. Ah ey zavallı cami, seni böyle görünce! Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım. Allah'ımın ismini daha çok candan andım.

3:00

Nazım Hikmet duramaz, milli mücadeleye katılmak ister. Mustafa Kemal'e silah ve cephane kaçıran gizli bir örgütle konuşur ve sirkeci rıhtımından küçük bir vapur yine boluyor doğru yol alır. Nazım Hikmet ve arkadaşı Vala Nurettin güvertedeki pamuk bayrağının arasına saklanmıştır. Şehit dayısı için sipere koşamayacak kadar küçük olan Nazım, şimdi Mustafa Kemal' e koşacak kadar büyüktür.

3:23

İstanbul'un denizinin dibinde, Kefal'den, Uskumru'dan, Torik'ten çok denizaltının kaynaması umurumda değil. Anadolu'ya gidiyorum. Mustafa Kemal Paşa'ya.

3:34

Nazım da Mustafa Kemal gibi Selaniklidir. Mustafa Kemal, halkı milli mücadeleye çağıran bildirilerin ve mısraların yazılması için Nazım'ı ve arkadaşlarını görevlendirir. Onlardan gayeli şiirler yazmalarını ister. Milli mücadelenin kılıçtan keskin kalemi artık Nazım'ın elindedir. Mustafa Kemal'in Mutuk eserini heyecanla okur Nazım ve Kurtuluş Savaşımızın en büyük destanını yazar. Dörtnal'a gelip uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim der. Nazım hayranı olduğu Mustafa Kemal'i de sarışın bir kurda benzetir. Onun için yazar şiirlerini.

4:10

Paşalar onun arkasındaydılar. O saati sordu. Paşalar üç dediler. Sarışın bir kurda benziyordu ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar. Eğildi, durdu. Bıraksalar, ince uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak koca tepeden Afyon Ovası'na atlayacaktı.

4:34

Nazım Hikmet Anadolu'ya geldiğinde halkın köylünün çileri yaşamını yakından görür. Çok etkilenir. O günden sonra halkın ve işçi sınıfının daha iyi yaşamasını ister.

4:45

Türkiye işçi sınıfa selam. Selam yaratana. Tohumların tohumuna Serpilip gelişine selam. Bütün yemişler dallarınızdandır. Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdendir. Haklı günler, büyük günler, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, ekmek, gül ve hürriyet günleri. Türkiye İşçi Sınıfına selam. Selam Yaradan'a.

5:11

Nazım Türkçe hocası, Valada Fransızca hocası olarak Bolu'ya tanır. Onlar artık eğitim ordusundadır. Moskova'ya giderek siyasal bilimler ve iktisat okur Nazım. Burada devrimin ilk yıllarına tanık olur. 1924'te yurduna, Türkiye'sine döner. Nazım'ın bir davası vardır. Tutkuyla bağlı olduğu davası. Fikirlerini açıkça belli eden ve bundan korkmayan bir adamdır. ''Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?'' der. Nazım Hikmet, şiirleri ve yazıları yüzünden defalarca yargılanır ve rahat eder. 1937 Ağustosunda bir gün İpek sinemasında Nazım'ın yanına bir subay kıyafeti içinde bir genç gelir. Ben Ömer Deniz, harp okulu öğrencisiyim. Sizin büyük bir hayranınızım. Bilhassa arkadaşlarım da öyle der. Üzerinde askeri üniforma olan birinin kendisine bu derece yakınlık göstermesi Nazım Hikmet'i şüphelendirir. Bunun polisin bir işi olduğunu düşünür. Teşekkür edip işleri olduğunu söyler. Ama Ömer Deniz ısrarcıdır. Nazım Bey, sizin fikirlerinizden yararlanmak için daha etraflıca öğrenmek isterim der. Nazım daha da şüphelenir. Karakola arar. Ben sadece işimi yapıyorum. Hiçbir gizli saklım yok. Asker kılığında polisler gönderip beni rahatsız etmeyin der. Ama Nazım'ı takip ettiren bu sefer onlar değildir. Başkomiser Salih Tanyeri Nazım'ın telefonundan sonra bunda bir iş var der ve Ankara'yı uyarır. Aradan günler geçmiştir. Ömer Deniz pes etmez. Bu sefer Nazım Hikmet'in evini bulur. Piraye Hanım ve Nazım Hikmet çarşıya alışverişe gitmiştir. Ömer Deniz'e kapıyı ailenin emektarı açar. Evde olmadıklarını ama isterse notu bırakabileceğini söyler. Ömer Deniz evin girişindeki sandalyeye oturur ve not yazmaya başlar. Tam o sırada Nazım Hikmet gelir ve Ömer Denizi evinin içinde görür. Artık polis evimize kadar girdi diye düşünür. Bağırmaya başlar. Kendisinden ne istediğini hemen evinden gitmesini söyler. Piraya sakinleştirir Nazım'ı. Ömer Deniz özür dileyerek sadece subay çıkınca erlere ne öğretelim diye sormak istediğini söyler. Talimatlarınıza ne yazıyorsa onu öğreteceksiniz. Anayasamızdaki altı ok öğretin. Atatürk milliyetçiliği dışına çıkmayın diyerek kestirip atar Nazım. O günden sonra harp okulunda arama yapılır. Öğrencilerin dolaplarında Nazım Hikmet'e şiir kitapları bulunur. Bazılarının yataklarının altından işçi sınıfının ittirali, Stalin'in hayatı, Pushkin'in hayatı gibi eserler de çıkar. Soruşturmayı yürütenlere göre fikri lider Nazım Hikmet'tir. Ömer Deniz'in Nazım'ın evine gitmesi bunun en büyük kanıtıdır. Nazım Hikmet, harp okulu öğrencilerini kışkırtarak darbe yapmak iddiasıyla gözaltına alınır. Hakim karşısına çıkar ve tüm yaşadıklarını anlatarak şunları söyler.

7:59

Hapishanede 67 gündür haksız yere ve delili olmayan ağır bir ithamla yatmanın azabı içindeyim. Ben, cumhuriyetin Mustafa Kemal'in Türkiye'ye getirdiklerinin ne büyük hizmetler olduğunun idraki içindeyim. Komünist olmam, Mustafa Kemal Paşa'ya saygı duymama, anayasadaki altı ilkeye sahip çıkmama mani değildir. Yazılarım bunun delilidir.

8:25

Ömer Deniz de Nazım Hikmet'in sadece hayranı olduğunu, onu iki kere gördüğünü, kendisinden hiçbir emir ya da talimat almadığını defalarca söyler. Ama kim dinler ki 15 yıl hapse mahkum olur Nazım Hikmet. Yıl 1938'dir. Haksız yere tutuklanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'e kendi el yazısıyla bir mektup yazar. Çankaya'ya gönderir.

8:48

Cumhur Reisi Atatürkün yüksek katına Türk ordusunu isyana teşvik ettiğim iddiasıyla 15 yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk donanmasını isyana teşvik etmekle suçlanıyorum. Türk İnkılabı'na ve senin adına and içerim ki suçsuzum. Askeri isyana tešvik etmedim. Kör değilim. Ve senin yaptığın her ileri dev hamleyi anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var. Askeri isyana teşvik etmedim. Yurdumun ve inkılapçı senin karşında alnım açıktır. Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük bürokrat ve gizli rejim düşmanlarınca aldatılıyorlar. Askeri isyana teşvik etmedim. Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki bunu bir an olsun düşünebileyim. Askeri isyana teşvik etmedim. Senin eserine ve sana, aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Büyük işlerin arasında seni bir Türk şairinin felaketiyle alakalandırmak istemezdim, bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu, inkılap askerini isyana teşvik damgasının ancak senin ellerinde silinebileceğine inandığımdandır. Başvurabileceğim en inkılapçı bahşi sensin. Kemalizm ve senden adalet istiyorum.

10:13

Mektup Atatürk ölmeden 3 ay önce yazılmıştır. Atatürk ağır hastadır. Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı, suçsuzluğunu haykırdığı mektubunu göremeden ölür. Nazım Hikmet İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yıldan fazla kalır. En güzel eserlerini demir parmaklıklar ardında yazar.

10:34

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında 10 kere döndü dünya. Ona sorarsanız... Lafı bile edilmez. Mikroskobik bir zaman. Bana sorarsanız on senesi ömrümün. Bir kurşun kalemim vardı ben içeri düştüğüm sene. Bir haftada yaza yaza tükeniverdi. Ona sorarsanız bütün bir ömür. Bana sorarsanız adam sende bir iki hafta.

11:00

Artık insanlar Nazım'ın adını bile anmaktan korkar. Kitapları yasaklanır. 13 yıldır içeridedir. Ağır gelir Nazım'a haksız yere yatmak. 8 Nisan 1950. Millete verdiğim açık dilekçeye canımı pul yerine kullanıyorum diyerek açlık grevine başlar Nazım. Bu Türkiye'nin ilk açlık grevidir.

11:19

Hak aramanın keyifli sevinci içindeyim. ve bu hakkın ben ölsem bile nasıl olsa günün birinde tecelli edeceğini düşünmek, buna inanmak, bundan emin olmak gibi bir bahtiyarlığım var. Hiç kimseye şantaj yapmıyorum. 13 yıldır sürüp giden adli bir hatanın düzelmesi için hayatımı ortaya koymaktan başka imkanım kalmadığından bu son çağrıya başvuruyorum. Türk milleti hak ve hakikat uğrunda ölmesini bilen nice nice insanlar yetiştirmiş ve yetiştirecektir.

11:52

Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat. Onlar da Nazım'a destek olmak için 3 günlük açlık görevine başlar. Annesi Celile Hanım, haksız yere mahkum edilen biricik oğlu için imzalar toplar. Sonunda 1950'de çıkarılan altyazısıyla salıverilir Nazım. Ama sürekli izlenmeye devam eder. Tehdit mektupları alır. Çürüye alındığı halde devletin verdiği iki rapor da yok sayılarak 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılır. Üstelik Nazım kalp hastasıdır. Merdiven dahi zor çıkar. Canının tehlikede olduğuna dair haberler yayılmaya başlayınca çok sevdiği memleketinden ayrılmak zorunda kalır. Sabahattin Ali'ye yapılan ona da yapılacaktır. Arkasında karısını ve 3 aylık oğlunu bırakarak Moskova'ya gider. Ve Nazım'a bir darbe daha gelir. 25 Temmuz 1951 meclis kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarılır. Artık yaşamına Moskova'da devam etmek zorundadır. Asya ve Afrika Yazarlar Birliği kongresine katılır. Vatandaşı olmadığı için Türk delegesi sayılamayacağı söylenir. Nazım ise bir konuşma yapar. ve herkesi etkileyip başkan seçilir. Nazım dünyaya tanıtır kendini. Macaristan, Küba, Fransa gibi ülkeleri ziyaret eder. Dünyanın dört piyanında konferanslar düzenler. Eserleri elliden fazla dile çevrilir. Artık o bir dünya şairidir. 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilir. Ama Nazım'a bir tek kendi ülkesi sessiz kalır. 3 Haziran 1963 Nazım Hikmet 61 yaşında kalp krizi geçirir ve hayata veda eder. Vasiyet şiirinde Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni. Tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemezler Nazım. Kendi topraklarında mezarı bile çok görüldür üstada. Abidin Dino, siyah granit mezar taşına şiirlerinden biri olan Rüzgâr'a karşı yürüyen adamın figürünü işler. Nazım Hikmet tıpkı mezar taşında betimlendiği gibi tüm emekçiler adına Rüzgâra karşı yürüyen adamdır.

13:50

Rüzgâra karşı yürüyorum. Yamalı caddelerinde bu şehri. Düşümde gülüşü deniz mavisi çocuklar. Bir memleket var düşümde dostlar, sahibi çocuk suratlı adamlar. Bir memleket var düşümde bu akşam, sahiden özlenebilen bir diğer. Ben bir başıma bir deli, ben sanki bin yaşında bir deli. Bir memleket özledim ki sormayın, her yanı gülden kemerli.

14:19

Nazım Vereyal, bizim barışmamız ölümümden sonra olacak. Ülkeme dönmek için ölümek zorundayım demişti. Öyle de oldu. Ölümünden iki yıl sonra 1965 yılından itibaren yasaklı olan şiir kitapları Türkiye'de yayınlanmaya başladı. Ölümünden 46 yıl sonra 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşları geri verildi. Ve biz her şeyin değerini kaybettikten sonra anlayan bir toplum olarak ölümünden sonra baş tacı ettik Nazım Hikmet'e. Nazım'ın dizeleri, beslenen şiirleri bugün de demokrasi, barış, özgürlük yolunda yığınların sesi olmaya devam ediyor. Onun ruhu eserlerinde yaşamaya devam ediyor.

GET MORE FROM YOUR TRANSCRIPTS

Sign up for free and unlock interactive viewer, AI summaries, translations, concept maps, and more. No credit card required.